SEYHAN SİNCAR

Dicle’nin Sessiz Çığlığı

Bir nehir, bir şehre ait değildir. Tıpkı bir rüzgârın tek bir ağaca, bir kuşun tek bir göğe ait olamayacağı gibi… Dicle Nehri de Batman’ın sınırlarını aşan, binlerce yıllık bir medeniyetin damarlarında dolaşan bir yaşam kaynağıdır. Ama bugün, bu kadim nehir sessizce ölüyor. Ve biz, bu sessizliği duymamakta ısrar ediyoruz.

Son haftalarda Batman kıyılarında yaşanan toplu balık ölümleri, sadece yerel bir çevre sorunu değildir. Bu, Diyarbakır’dan Mardin’e, Irak’ın kuzeyinden Basra Körfezi’ne kadar uzanan bir ekolojik zincirin kırılmasıdır. Yapılan analizler nitrit zehirlenmesini işaret ediyor. Tarımsal kimyasallar, evsel atıklar, kontrolsüz yapılaşma… Hepsi Dicle’ye karışıyor. Ve Dicle, bu zehri sessizce taşıyor.

 

Ama bu sessizlik, aslında bir çığlıktır.

Çünkü Dicle sadece bir nehir değil; bir hafızadır.

Bir kültürdür.

Bir yaşam biçimidir.

Bu nehir, Sümer tabletlerinde adı geçen, Mezopotamya’nın bereketini taşıyan, göçmen kuşların rotasını belirleyen bir su yoludur. Onun ölümü, sadece balıkların değil; dillerin, şarkıların, toprakların da susması demektir.

Bugün Batman’da ölen balıklar, yarın Diyarbakır’da eksilen kuşlar, öbür gün Irak’ta kuruyan tarlalar olabilir. Çünkü Dicle, sınır tanımaz. Ve onu korumak da sınır tanımamalı.

Bir nehir ölürken ses çıkarmaz. Gürül gürül akan su, bir sabah sessizleşir. Kıyıya vuran balıklar, gözleri açık ama dili suskun, bize bir şey anlatmaya çalışır. Batman’da Dicle Nehri’nin kıyısında yaşanan son balık ölümleri, sadece yerel bir çevre felaketi değil; bir medeniyetin damarlarında dolaşan yaşamın çürümeye başladığının göstergesidir.

Dicle, Mezopotamya’nın belleğidir. Bu nehir, sadece su taşımaz; tarih taşır, kültür taşır, yaşam taşır. Onun kıyısında yazılmış destanlar, kurulmuş medeniyetler, büyümüş çocuklar vardır. Ama bugün, bu kadim su yolu zehirle besleniyor. Nitrit. Kimyasal bir kelime ama insani bir etki: boğulan balıklar, öksüren toprak, susan kuşlar.

Tarımda kullanılan gübreler, evsel atıklar, kontrolsüz sanayi döküntüleri… Hepsi bir şekilde Dicle’ye karışıyor. Yağmurla, ihmalle, sessizlikle. Ve biz, bu sessizliği izliyoruz. Sanki bu nehir sadece Batman’a aitmiş gibi. Sanki onun ölümü Diyarbakır’ı, Mardin’i, Irak’ı, Basra’yı etkilemeyecekmiş gibi.

Ama dokunuyor.

 

Çünkü Dicle susarsa, Mezopotamya susar.

Çünkü bir nehir ölürse, bir coğrafya unutulur.

Bu yazı bir çağrıdır.

Yerel yönetimler, ulusal politikalar, bölgesel iş birlikleri… Hepsi Dicle için bir araya gelmeli. Çevre denetimleri artırılmalı, arıtma tesisleri yenilenmeli, tarım politikaları gözden geçirilmeli. Ama en önemlisi: halk uyanmalı. Çünkü Dicle’yi korumak, sadece çevrecilerin değil; her Batmanlının, her Mezopotamyalının görevidir.

 

Bugün bir paylaşım yap.

Bir temizlik kampanyasına katıl.

Bir çocuğa Dicle’yi anlat.

Bir dilek tut, bir damla umut bırak.

Çünkü Dicle yaşarsa, biz de yaşarız.

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri