-
Bu yazarın başka makalesi yoktur.
HALİT KAPLAN
Kâbe’ye Giden Yol, Mahallemizden Geçiyor
Batman’da bugün bir insanın evine ekmek götürmekte zorlandığı, çocuğunun okul masrafını karşılayamadığı, kirasını nasıl ödeyeceğini düşündüğü bir başka ev var.
Hemen yanı başımızda…
Belki aynı mahallede, belki birkaç sokak ötede.
Biz ise zaman zaman iyiliği çok uzaklarda arıyoruz.
Kâbe’ye gidiyoruz, Umre’ye gidiyoruz, dualar ediyoruz. Elbette ibadet kutsaldır. Hac, İslam’ın temel ibadetlerinden biridir ve imkânı olan Müslümana farzdır. Ancak insanın aklına şu soru da gelmektedir:
Bir insan hayatında bir kez hacca gittikten sonra, aynı imkânlarla yeniden kutsal topraklara gitmek yerine çevresindeki kaç ihtiyaç sahibinin hayatına dokunabilir?
Diyanet’in açıklamasına göre bir Müslüman hayatında bir kez hac ibadetini yerine getirdiğinde bu sorumluluğunu ifa etmiş olur; tekrar hac yapmak zorunlu değildir.
İşte asıl mesele tam da burada başlamaktadır.
İbadet sadece uzaklara gitmek midir?
Bazen insan ibadeti büyük ve gösterişli eylemlerde aramaktadır.
Oysa belki de ibadetin en samimi hâli, kimsenin görmediği bir iyiliktir.
Mahallesindeki yaşlı bir kadının elektrik faturasını ödemektir.
Çocuğuna ayakkabı alamayan bir babanın kapısını çalıp “Çocuğun için aldım” diyebilmektir.
Üniversiteye gitmek isteyen ancak maddi imkânsızlıklar nedeniyle okuyamayan bir gencin eğitimine destek olmaktır.
Kışın sobası yanmayan bir evin kömürünü sessizce ulaştırmaktır.
Bunları yaparken bunu görünür kılmamaktır.
Kimseye anlatmamaktır.
Çünkü iyiliğin en değerli yönü, çoğu zaman yalnızca Allah tarafından bilinmesidir.
Üçüncü, beşinci, onuncu kez gitmek mi?
Kimsenin ibadetine müdahale etmek elbette kimseye düşmez.
Ancak toplum olarak kendimize şu soruyu sormamız gerekir:
Bir insan üçüncü, beşinci, hatta onuncu kez Umre’ye gitmek için harcadığı imkânlarla kaç ihtiyaç sahibinin sofrasına sıcak yemek ulaştırabilir?
Kaç çocuğun eğitim masrafını karşılayabilir?
Kaç ailenin bir aylık kirasını ödeyebilir?
Kaç öğrencinin bursuna katkı sunabilir?
Kaç yetimin hayatına dokunabilir?
Belki de mesele tam olarak budur.
Çünkü din, yalnızca insanın Allah ile ilişkisini değil, insanın insanla ilişkisini de düzenler.
Komşusu açken tok yatmamayı öğütleyen bir inancın mensuplarıyız.
Yetimi, yoksulu ve ihtiyaç sahibini görmezden gelerek yalnızca bireysel manevi huzura odaklanmak, dinin sosyal sorumluluk boyutunu eksik anlamak olmaz mı?
Batman’ın asıl ihtiyacı ne?
Batman’ın camileri vardır.
Batman’ın hacıları vardır.
Batman’ın Umre’ye giden insanları vardır.
Ancak Batman’ın aynı zamanda yardıma muhtaç binlerce insanı da bulunmaktadır.
Bazen bir insanın hayatını değiştirmek için Mekke’ye kadar gitmeye gerek yoktur.
Kendi mahallesine bakmak yeterlidir.
Yanındaki apartmana bakmak.
Sokağındaki bakkala borcu birikmiş aileyi fark etmek.
Mahallesindeki öğrenciyi görmek.
Kapısını çalmaya çekinen yaşlıyı fark etmek.
Belki de aranan iyilik, kilometrelerce uzakta değil; birkaç yüz metre ötededir.
Kâbe’ye giden imkân, Batman’da da iyiliğe dönüşebilir
Burada ifade edilmek istenen “Hacca gitmeyin, Umre’ye gitmeyin” değildir.
Hac ibadetini yerine getirme imkânı olan kişi elbette bu sorumluluğunu yerine getirmelidir.
Ancak bir kez hac görevini yerine getirmiş bir kişinin önünde başka bir tercih daha bulunmaktadır.
Her yıl yeniden Umre yapmak yerine, bu imkânı ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak…
Bir çocuğun eğitimine destek olmak…
Bir ailenin sofrasına katkı sunmak…
Bir gencin hayaline ortak olmak…
Belki maddi imkansızlıklar yüzünden evlenmeyen bir genci evlendirmek...
Bir hastanın tedavisine yardımcı olmak…
Belki de Allah’a yakınlaşmanın en anlamlı yollarından biri budur.
Bir gün Batman’da şöyle bir haber görmek isterim
“Batmanlı hayırseverler bu yıl Umre yerine 500 öğrencinin eğitim masrafını karşıladı.”
“Batman’da 1.000 ailenin kışlık ihtiyaçları giderildi.”
“Mahallelerdeki ihtiyaç sahiplerine gizli şekilde yardım ulaştırıldı.”
“Bir grup vatandaş, yeniden Umre’ye gitmek yerine burs fonu oluşturdu.”
İşte o zaman şehrin atmosferinin değiştiğini hissederiz.
Çünkü bazen insanın kutsal topraklara yaptığı yolculuk, kendi mahallesindeki bir insanın hayatına dokunduğunda anlam kazanır.
Son söz:
Kâbe’ye gitmek büyük bir ibadet olabilir. Ancak Kâbe’den döndükten sonra yanı başındaki insanın ihtiyaçlarını görmezden gelmek, üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir çelişkidir.
Belki de Allah’a giden en kısa yollardan biri, bazen bir ihtiyaç sahibinin kapısından geçmektedir.
Ve belki de Batman’ın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey, daha fazla insanın uzaklara gitmesi değil…
Yakınındakini görmesidir.




Henüz Yorum yok