- 29 Haziran 2026 - PETROL MÜZESİNİN YERİ TPAO SAHASIDIR. BAŞKA YERDE YAPILAMSI YANLIŞTIR.
- 20 Subat 2026 - ÖTEKİ DEĞİLİM
- 26 Ocak 2026 - “BİR AFERİN UĞRUNA BOKA ATLADIM”
- 14 Ocak 2026 - Sana Ne… Bana Ne?
- 22 Aralik 2025 - BATMAN’IN PETROL HAFIZASI TOZLU RAFLARDA MI KALACAK?
- 14 Aralik 2025 - Silvan, Siliva, Meyyafarikin
- 15 Kasim 2025 - Menfaat Bitince Selam da Biter mi?
- 27 Agustos 2025 - ALTIN ÇOCUK
- 06 Agustos 2025 - Güney Penceresi
- 23 Temmuz 2025 - Hayata bir VİRGÜL koyun
- 14 Temmuz 2025 - Övünerek öldürenler, susarak suça ortak olanlar.
- 11 Haziran 2025 - Bir Kolide Umut: Genç Girişimci Ömer’in Hayat Mücadelesi
- 30 Ekim 2024 - BİZİ ALDATMA! ALDATAN BİZDEN DEĞİLDİR.
- 20 Ocak 2024 - KAN'A DEĞER KATMAK
MUHYEDDİN BEYCAN
Sesler kesildiğinde baş başa kalacak olan halktır
Bugün çalıştığım TV kanalı için sokakta röportaj yapıyorum. Konumuz, TBMM’de kabul edilen Terörsüz Türkiye Çerçeve Yasası hakkında vatandaşlarımızın ne düşündüğüydü.
Vatandaşlara konuyu söylediğimde, "Benimki kalsın, siyasetle uğraşmıyorum," dediler. Birkaç kişiden röportaj aldım.Konu hakkında görüşünü beyan eden vatandaşın biri: "Herkes birbirine kardeş olsun. Yani bütün işler, herkesin işi yürüsün. Sıkıntısız bir Türkiye yaşayalım. Kardeşliğe etkisi yani süper olması lazım. Kimse kimsenin düşmanı değildir. Hep birlikte, beraber güzel şeylerle yaşayalım." Ancak röportaj bittikten sonra, "Abe, bu söylediklerimden başıma bir sıkıntı çıkmaz, değil mi?" diyerek endişesini ifade etti. Ben de "Yok, bir şey olmaz," dedim.
Demem o ki insanımız, üzerindeki baskıdan dolayı sevincini bile dile getirmekten korkuyor. Bu korku psikolojisini ve mahalle baskısını ortadan kaldırmak için yapılacak pek çok şey var. Yıllarca terör olaylarından etkilenen, özellikle bölge halkının ve genel olarak Türkiye vatandaşlarımızın, yeni bir hayatın başladığını kavrayıp iyi bir rehabilitasyon sürecinden geçmesi gerekiyor.
Köylerinden çıkarılmış, göç etmek zorunda kalmış, metropollerde yaşamak durumunda bırakılmış; baskı, zulüm, kan, gözyaşı ve açlık görmüş bölge halkını bu yeni hayata hazırlamak ve mevcut durumu onlara doğru anlatmak şart. Aynı şekilde, batı illerimizde yaşayan vatandaşlarımıza da bunu aktarmak gerekiyor. Bu bilgilendirmeyi sosyal medya, dizi ve sinema filmlerinin yanı sıra seminerler ve diğer iletişim araçlarıyla yerine getirmek gerekir. Yüz binlerce insanın hayatını olumsuz etkileyen ve 50 yıllık maddi-manevi bir yıkıma yol açan bu durumu tamamen sona erdirecek projeleri hayata geçirmek büyük önem taşıyor.
Öte yandan bu konuyu önümüzdeki günlerde herkes konuşacak. Parlamenterler, iş insanları, siyasetçiler ve vatandaşlar konuşacak. TV kanallarında kardeşlik, barış ve Türk-Kürt kardeşliği sloganları yükselecek; köşe yazarları tartışacak. Destekleyenler de olacak, karşı çıkanlar da... Bazıları PKK üzerinden kazanım ve durum değerlendirmesi yapacak, bazıları ise devletin kazanımları üzerinden söz söyleyecek.
Ancak birkaç gün sonra bu sesler kesilecek ve yine Türkiye’deki halklar baş başa kalacak. İşte tam da bu yüzden, yaşanan tüm bu sürecin yegâne kazananı halk olmak zorundadır. Halk kaynaşmak, birleşmek ve bu sürece kararlılıkla sahip çıkmak zorundadır. Bedeli ne olursa olsun, bin yıldır yaptığı gibi birbirine daha sıkı ve daha kuvvetli bir şekilde kenetlenmelidir. Çünkü Allah’tan sonra halktan daha büyük bir güç yoktur.
Yaşasın kardeşlik, yaşasın barış!




Henüz Yorum yok