HALİT KAPLAN

Yeşil Sahalardan Sokaklara

Yeşil Sahalardan Sokaklara

 

Türkiye'de Nefret Söylemi ve Müstakil Irkçılık Yasası İhtiyacı

​Toplumsal barışı ve bir arada yaşama kültürünü tehdit eden en büyük zehir, hiç şüphesiz ırkçılıktır. 

 

Son yıllarda gerek tribünlerde gerekse günlük yaşamda tırmanan ayrımcı dil ve eylemler, artık "münferit olaylar" ya da "fikir özgürlüğü" kılıfıyla geçiştirilemeyecek bir boyuta ulaşmıştır. Bu durum, nefret söyleminin ötesine geçerek açık bir güvenlik ve insan hakkı ihlali haline gelmiştir.

 

 

​Tribünlerden Sokağa Taşan Nefret Örnekleri

​Sporda ve sosyal hayatta yaşananlar, toplumsal kutuplaşmanın ve cezasızlık algısının ne denli tehlikeli boyutlara ulaştığını net bir şekilde gözler önüne sermektedir:

 

​Amedspor ve Batman Petrolspor’a Yönelik Saldırılar: Amedspor ve Batman Petrolspor’un deplasman maçlarında rakip taraftarların sergilediği faşist söylemler, ırkçı tezahüratlar ve hedef gösterici unsurlar, sporun birleştirici ruhuna ağır bir darbe vurmaktadır. Yeşil sahaların politik ve etnik nefret arenasına dönüştürülmesi, kitlesel linç kültürünü beslemektedir.

 

​Zonguldak’ta Kürt İşçilere ve Yurttaşlara Yönelik Eylemler: Zonguldak ve çevresinde zaman zaman etnik kimlikleri nedeniyle Kürt kökenli işçilere ya da yurttaşlara yönelik gerçekleştirilen fiziki ve sözlü saldırılar, ayrımcılığın sadece tribünlerle sınırlı kalmayıp gündelik hayata ve çalışma alanlarına kadar sirayet ettiğini göstermektedir.

​Caydırıcı ve Ağır Yaptırımlar Şart

​Irkçılıkla mücadele yalnızca temennilerle, kınama mesajlarıyla veya müsabakalardan men cezalarıyla yürütülemez. 

 

Çağdaş bir hukuk devletinin asli görevi, her bir bireyin etnik kökeni, dili ve rengi ne olursa olsun güvenle yaşamasını sağlamaktır.

​Nefret ve ayrımcılık suçlarını muğlak ifadelerden arındıran, doğrudan "Irkçılık ve Etnik Ayrımcılık Suçu" adıyla müstakil bir yasa düzenlenmelidir. 

 

Tribünlerde faşist eylemlere karışan veya sokakta etnik kimliği nedeniyle insanları hedef alan kişilere verilen cezalar ertelenmemeli ve paraya çevrilmemelidir. 

 

Bir toplum, en azınlıkta veya en savunmasız olan ferdini koruyabildiği ölçüde güçlüdür; adaletin tecellisi ve toplumsal huzur için caydırıcı bir ırkçılık yasası derhal hayata geçirilmelidir.

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri