MEHMET NAİM BOZ

CANINI SİPER EDEN DOST

 

Dostluk, insan hayatında en önemli hususlardan biridir. En güzel ve anlamlı dostluklar, içtenlikle kurulur, samimiyet var ise fırtınalar durulur. Dünyada edinilecek iyi bir dostluk saadete ve ahirete götürür.

 

Dostluk, Kur’ân ve Hadis naslarında önemle zikredilmektedir. İnsanın Allah’a dost olması, Allah’a karşı gelmekten sakınması ve doğru kimselerle beraber olmaları istenir. Bu hususta âyette şöyle buyrulmaktadır: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.” (Tevbe, 9/119.) 

Dostluk, bir hadisi şerifte Hz. Peygamber’den  (s.a.v.) şöyle rivâyet edilmektedir: “İyi dost güzel koku satan gibidir. Sana koku sürmese de yanında bulunduğu müddetçe güzel kokusundan faydalanırsın.” (Müslim, “Birr”,146.)

 

Dostluklar; dünyadaki en güzel duygulardan biridir. Dostu olan insanlar yalnızlık hissetmezler. İyi dost insana olmadık yerde ilaç gibidir.  Kırk yıl sonrada olsa ara bulur. Evet, tam kırk yıl aradan sonra çocukluk yıllarımın dostu İsmail İlge ve bunun gibi arayıp görüştüğümüz nice can dostlarım… Hem iyi günde hem de kötü günde yanında olabilecek dost bulmak zordur ancak imkânsız da değildir. Böyle dostlukların kıymeti iyi bilinmeli... 

 

Her insanın temennisidir baki dostluklar. İnsan, güvenebileceği samimi bir dostun varlığına en az kardeşi kadar ihtiyaç duyar. İyi gününde sevincini, kötü gününde üzüntüsünü ve kederini, ihtiyacı anında derdini ve tasasını yakınları kadar dostuyla da paylaşmak ister. Hele bu dostluk çocukluk yıllarına dayanan bir dostluk ise…

Hatta yeri gelir ailesiyle, yakınlarıyla paylaşamadığı sırlarını, üzüntülerini, onunla paylaşır. Lakin kolay değildir iyi bir dost edinmek ve aynı şekilde iyi dost olabilmek.

Canını siper eden dost, dava dostu, yolculuk dostu, mağaradaki dost,  Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hicretle emir olunurken kendine öyle bir yol dostu seçiyor ki; onu canı pahasına koruyor, canını ona siper ediyor. Bana bir şey olursa ben bir kişiyim, ama sana bir şey olursa ümmet yetim kalır Ey Allah’ın Resul’u!  Diyecek kadar fedakâr bir dost olan Hz. Ebû Bekir’dir. O’da Hz. Ebû Bekir’e “Üzülme, Allah bizimle beraberdir” Ey can dostum!  Dünyada dostluğa verilebilecek en güzel örnektir.

Maddi çıkarların ön plana alındığı günümüz yaşantısında dostluk algısı giderek değişmektedir. İnsanoğlu dost seçiminin uhrevi boyutu çoğu zaman unutarak yanlış tercihlere gidilebilmektedir.  Hâlbuki dostların birbirleri üzerinde kaçınılmaz bir şekilde olumlu ya da olumsuz etkileri vardır.

Kişi, dünya ve ahirette sevdikleri ile beraber olur. Onun için iyilerle dostluk kurmaya çalışmalıdır. Allahü Teâlâ, bir kulunun kalbinde, başka bir kuluna karşı kalpte muhabbet hâsıl oldum mu, onun hürmetine buna merhamet ederek sevdiği kullar arasına ilhak eder.

 

Dostluk kayıp değerli bir altın gibidir. Onu bulunca nasıl seviniyorsa, kişi iyi bir dostu bulunca da kıymetini bilmeli, ona sevgi ve saygı kuralları içinde davranmalı, canını ve malını kendi can ve malından üstün tutmalı, ayıbını görmemeli ve hiç kimseye söylememeli, hatta unutmalıdır!

Asla kalbini kırmamalı, dostunun aleyhinde konuşan olursa susturmalı, alınacağı sözleri yüzüne karşı veya arkasından söylememelidir! İyilik üzere söylemesi gerektirecek hususları varsa yalnızken söylemelidir. Sen bunu bilmiyorsun der gibi değil de, genel ifadeler ile söylemelidir. Suizan etmemeli, yaptığı uygunsuz şeyleri dalgınlığına, unutkanlığına havale ederek mazur görmelidir!

 

Dostlar birbirlerine karşı ölçüyü elden bırakmamalı yani ölçülü sevmeli, sevmediklerine karşıda aynı şekilde ölçüyü kaçırmamalı. Bu husus hadis-i şerifte şöyle beyan edilmektedir: “Sevdiğini aşırı sevme, olur ki bir gün sevmediğin biri olur. Buğz ettiğin kimseden de çok nefret etme, belki bir gün sevdiğin kimse olur.” 

Dostlar birbirlerine karşı, tatlı dilli, açık kalpli, sabırlı ve kibirsiz olmalıdırlar. Üzücü bir durum hâsıl olduğunda özrünü kabul etmeli, çünkü özrü kabul etmek hem erdemlilik hem de güzel ahlâkın gereğidir. Bu husus hadis-i şerifte şöyle beyan ediliyor: “Kişi güzel ahlakı sebebiyle, gündüzleri oruç tutanın, geceleri namaz kılanın sevabına kavuşur.” Dostluklar insan için; gıda ve ilaç gibi olmalıdır. Hem doyuran hem de tedavi eden gibi olmalıdır.

 

Ashâb-ı Kiram, Resulullah’ın etrafında pervane gibi dönen can dostlarıydı. Sana annem babam feda olsun Ey Allah in Resul’ü diyecek kadar samimiydiler. Resûl-i Ekrem de onlardan bahsederken “Ashabımdan hiçbirini çekiştirmeyin” buyurmuştur.. Hz. Ömerler… Hz. Osmanlar... vb. gibiler. Hepsi de seçkin, Hz. Peygamber’in  (s.a.v) dostluğunu kazanmakla cenneti de kazanmışlar…

 

Dostluk, büyük hazine gibidir, bunu bilin,

Gönüller de varsa onun aksi, hemen silin.

O muhabbet üzere, neler söylemez ki dilin 

Rabbim daim eylesin, dostluk üzere kalın…

 

Not: Çocukluktan bu güne edindiğim dost gibi dost, Allah dostu tüm dostlarıma ithaf olunur. Selam ve dua ile. 

 

 

 

 

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri